19 Mart 2010 Cuma

Turkiye'de neler oluyor - SUAT NARIN

Psikolojik Savaş'tan eylemli çökerme aşamasına geçiş:

Böylece Amerika, Türk Ordusu'na karşı Endonezya modelini uygulamaya
koydu. Bu uygulama ile, Türk Ordusu'na yapılan operasyon "psikolojik savaş"
aşamasından "eylemli çökertme" aşamasına geçmiştir.

"Suikast" soruşturmasına dayanak yapılan ihbar numarasının 1230606
oluşu, ihbarın Amerika'dan yapıldığını gösteriyor.

Endonezya modeli nedir?

Geçmiş senelerde Amerika "komünizmle mücadele" bahanesi ile
Endonezya Özel Kuvvetleri'ne çeşitli kirli operasyonlar yaptırmıştı.
Amerika, yeterli delil biriktirdikten sonra, bu operasyonları bire bin
katarak Endonezya'daki Amerikancı basın vasıtasıyla piyasaya sürdü.
Endonezya Ordusunun direnci kırıldı.

Peki Amerika'nın amacı neydi?

Endonezya'nın da bir bölücülük sorunu vardı. Doğu Timor'daki
bölücüler, Endonezya'dan ayrılmak istiyorlardı. Amerika da gayet tabii Doğu
Timor bölücülerini destekliyordu.

Aynen bizde PKK'yı desteklediği gibi...

Endonezya Ordusu'nun bölücülerle mücadele azmini kırmak için,
itibarını sıfıra indirmek gerekiyordu.

Gerçekten de, itibarı sıfırlanmış olan ordu, bölücü eylemlere
müdahale edemedi. Nitekim, 2000 yılında Doğu Timor, bağımsızlığını ilan
etti.

Türkiye'de nasıl uygulanacak?

Şimdi aynı plan Türkiye'de uygulanmak isteniyor:

Ordumuzun itibarı sıfırlanacak, Doğu'da ilerde meydana gelecek olan
bir isyana müdahale edemeyecek ve bölge "Kürdistan" adıyla Türkiye'den
ayrılacak.

Belki de, hakim kozmik odalarda "Doğu'daki muhtemel ayaklanmaya
karşı ordunun ne gibi önlemler alacağı"na ait bilgilere ulaşmak istiyor?

Bu bilgiler ABD ve PKK'ya ulaştırılacak. Ona göre hareket edecekler.


Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) kısa tarihi

İlk kurulduğu zaman adı "Seferberlik Tetkik Kurulu" (STK) idi.
Türkiye'nin 1951'de NATO'ya girmesinin bir sonucu olarak 1952 yılında ordu
bünyesinde kuruldu. NATO'ya giren tüm ülkelerde benzer örgütler kurulmuştu.

Bu örgütler sayesinde ABD, üye ülkeleri NATO aracılığıyla denetim
altında tutacaktı.

Giderlerini ABD'nin karşıladığı bu örgütler, NATO'nun gizli örgütü
olan Süper-NATO'nun, yani Gladyo'nun denetimi altında idiler.

Türkiye'deki örgütün çekirdek kadrosunu Kore'den dönen ve Gayri
Nizami Harp stratejisini öğrenmiş olan subaylar oluşturdu.

Kurulun gizli görevi, Türkiye'de Amerika karşıtı bir rejim
değişikliğini engellemekti. Aynen diğer NATO ülkelerinde olduğu gibi. Ama
STK'nın görünürdeki amacının "Sovyet istilasına uğrayan bölgelerde direnişi
örgütlemek" olduğu söyleniyordu...

Plana göre, yurt çapında çeşitli yerlere silah gömülecek, istila
anında önceden belirlenmiş kişiler bu silahları çıkararak direniş
başlatacaklardı. Bunun için, topluma sürekli "Sovyet tehdidi" propagandası
yapılıyordu.

CIA ve Adnan Menderes hükümeti arasında imzalanan 1959 tarihli bir
anlaşmada, "Gizli Ordu"nun "rejime karşı iç ayaklanma durumunda" harekete
geçirileceği belirtiliyordu.

Seferberlik Tetkik Kurulu'nun ismi 1965 yılında Özel Harp Dairesi
(ÖHD) oldu. Daire, ABD'nin kontrolünde uzun yıllar Kontrgerilla (Gladyo)
olarak hizmet verdi.

Daire'nin resmi varlığı, 1974 yılında Genelkurmay Başkanı Semih
Sancar'ın Başbakan Ecevit'ten "acil bir ihtiyaç için" para istemesiyle
ortaya çıktı. Ancak yapının varlığı 12 Mart'ta işkence gören solcularca
zaten öğrenilmişti!

Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla varlığını 12 Eylül öncesi ve
sonrasında da tüm ağırlığıyla sürdürdü.

Bu süre içinde faili meçhul cinayetler, 1 Mayıs 1977, Maraş, Çorum
türünden provokasyon ve katliamlar, Kültür Sarayı sabotajı, Sirkeci,
Yeşilköy bombalamaları, Ecevit'e suikast girişimi, devrimcileri işkenceli
sorgulamalardan geçirmeler; yurtsever aydınların suikastlerle öldürülmeleri
hep bu örgüt tarafından gerçekleştirildi.

Çünkü TSK, böyle yapmakla Sovyetlere karşı Türkiye'nin
bağımsızlığını savunduğuna ve ABD'nin stratejik müttefikimiz olduğuna
inandırılmıştı...

Beyinleri yıkanan TSK mensuplarının gözü nasıl açıldı

NATO eğitimlerinden geçen Türk subaylarının beyni yıkanmıştı.. Onlar
ABD'nin her dediğinin çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda
şartlandırılmışlardı.

Ancak 1980'lerin sonuna doğru TSK içinde, ABD'nin stratejik
hedefleri konusunda fikir değişiklikleri oluşmaya başladı.

1986 yılında ABD, şimdilerde uygulatmaya çalıştığı "Türkiye
himayesinden Kürdistan Planı"nı Evren ve Özal'ın oluruyla Türk Ordusu'na da
dayatmıştı.

Plan, Genelkurmay Başkanı Org. Nejdet Üruğ'un sert direnciyle
karşılaştı ve engellendi. Daha sonra, ABD emrinde Kuzey Irak'a girme planına
karşı çıkan Org. Torumtay istifa etti, plan suya düştü.

Komutanlar, Amerika'nın Türkiye'yi bölmeyi amaçlayan planlar
yaptığını ve bu planları Türk ordusu eliyle uygulamaya koymak istediğini
anladılar.

ÖKK, Gladyo'nun sultasından çıkarıldı

İşte bu süreçte, 1990 yılında Org. Doğan Güreş döneminde Özel Harp
Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na (ÖKK) dönüştürüldü, 1992'de de
personeli yeniden yapılandırıldı. Bu sadece bir isim değişikliği değil, ABD
ilişkilerinin sorgulandığı sürecin de somut bir sonucuydu. Öyle ki; Özel
Kuvvetler Komutanlığı ile Daire ABD ve Gladyo'nun sultasından çıkarıldı!

ABD görevlileri Org. Karadayı döneminde ÖKK binasından çıkarıldılar.


NATO ve ABD ilişkileriyle, ABD parasıyla, ABD eğitimiyle milletine
karşı oluşturulmuş olan bir yapı, artık Milli Kuvvet haline dönüştürülmüştü.


ABD, artık TSK'yı hedef aldı

Bundan dolayı ÖKK, ABD'nin hedefi haline geldi!

Özel Kuvvetler Komutanlığı, Türk Ordusu'nun Kuzey Irak cephesindeki
gücü olarak ABD ile karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı uyanışın
Ordu'daki öncüsü oldu. 1994 yılı Ağustos ayında Org. İsmail Hakkı Karadayı,
Genelkurmay Başkanı oldu. 1995 Mart'ında da Türk Ordusu, Kuzey Irak'a girdi.
Türk birlikleri, Çelik Harekâtı'yla ABD'nin egemenlik alanına müdahale
etmişti. Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı.

İşte ip burada koptu.

Türk Ordusu üzerindeki denetimi elinden kaçırdığını anlayan ABD ateş
püskürmeye başladı.

Amerikan ordu dergilerinde "Türk Generalleri hizadan çıktı"
cinsinden haber yorumlar yayımlandı.

ABD, Muavenet gemimizi topa tuttu, askerlerimizi şehit etti. Temmuz
2003'de Kuzey Irak'ta Süleymaniye'de Özel Kuvvetler birliğimizin başına
"Kürt liderlere suikast yapacaklardı" bahanesi ile çuval geçirdi.

Ahmet Akgül isimli Milli Görüşçü yazara göre, Türk subaylarının
başına çuval geçirilmesinden sonra Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet
Komutanları'nın istifa edeceği hesaplanıyordu. Ancak asker olaya çok
öfkelenip yönetime el koymaya kalksaydı Amerika Erdoğan ve Gül'ü
kaçıracaktı.

ABD Ordusu, TSK'ya resmen savaş ilan etti

ABD ordusu Nevada Çölü'nde "Binyılın Meydan Okuması" adı altında
Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı.

Bu tatbikat, ABD tarihinde o güne kadar görülen en kapsamlı ve en
uzun süren tatbikat idi.

ABD'nin PKK'ya yardımını belgeleyen Org. Eşref Bitlis, uçağı
düşürülerek şehit edildi. Malatya'da ÖKK birliğini taşıyan uçağımız
düşürüldü.

Daha sonra, Amerikan ordu dergisinde Türkiye'nin Güneydoğusu'nu da
içine alan Büyük Kürdistan haritası yayımlandı.

Belki anlamayanlar vardır diye İtalya'daki NATO toplantısında ABD'li
subaylar bu haritayı ekrana yansıttı.

Türk subayları toplantıyı terk etti. Böylece ABD, Türk Ordusu'na
karşı savaşı fiilen başlattığını alenen açıklamış oluyordu.

MGK iç tehdit tanımını değiştirdi

Bundan başka, Milli Güvenlik Kurulu, iç tehdit kavramını değiştirdi.
Eskiden solculuk ve komünizm "iç tehdit" olarak görülüyordu. Şimdi ise
"ırkçı milliyetçilik, bölücülük ve irtica" iç tehdit kapsamına alınmıştı.
Yani MGK, Amerika'nın maşası olan akımları iç tehdit kapsamına almıştı.

Bu durumda, ABD'nin Türk ordusuna karşı savaş ilan etmekten başka
bir çaresi kalmamıştı.

ÖKK, Gölbaşı'nda kendi yeri ve binası için çalışmaya başladığında
da, yolsuzluk iddialarıyla saldırıya uğradı.

Yapısı sivilleşen, içi boşaltılan, etkisi kısıtlanan Milli Güvenlik
Kurulu'nun Toplumsal İlişkiler Başkanlığı'nı ÖKK bünyesine dahil etmek ve
ÖKK'nın 2006 yılında tümen seviyesinden kolordu seviyesine çıkarılması da
ABD'nin kızgınlığını arttırdı.

ÖKK'ya yönelik giderek artan ve karargâhının basılması noktasına
kadar varan saldırının en önemli nedenlerinden biri de Org. Büyükanıt'ın
Genelkurmay Başkanlığı döneminde yapılan bir değişiklikti.

Gayrı Nizami Harp tanımını değiştiren ÖKK, tanıma şu ifadeyi ekledi:


"Düşmanın fiziki, ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgallerine maruz
kalmış bir bölgede işgali ortaya çıkarmak, engellemek ve karşı tedbirleri
uygulamak"...

ABD ordusu resmen bir tehdit

Bu ifade, yalnızca 50 yıldır NATO aracılığıyla ve Özel Harp Dairesi
üzerinden denetlenen TSK'nın yaptığı bir tanım değişikliği değil aynı
zamanda yeni sürece ilişkin tehdidin kaynağına yönelik bir durum
saptamasıydı!

ABD, bölge politikalarını TSK'yı "ikna etmeden" hayata
geçiremeyeceğinin farkında. TSK'yı sindirmenin en kritik mevzilerinden biri
de Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bayrak dikmek!

Dick Cheney ile Ergenekon saldırısı başlatıldı

Ergenekon saldırısı, ABD'nin Irak işgali öncesinde başlatıldı.
Beşiktaş Terör Örgütünün kurulmasına, AKP iktidara gelmeden önce
başlanmıştı.

Tayyip Erdoğan bizzat kendisi anlatıyor: (19 Ekim 2008)
"Bu işe ben Emniyet'le başladım. Belirli bir evreye geldikten sonra
bunu Savcılığa verdik. Ergenekon soruşturması konusunda yargı ile yakın
işbirliği içindeyiz. Bunlar iktidara gelmeden yaptığımız tespitlerdir.."

Tarih 19 Mart 2002, Ankara ...

Amerikan Başkan Yardımcısı Dick Cheney 12 bölge ülkesini ziyaret
ettikten sonra Ankara'ya geldi. Morali bozuktu. Zira Irak'ın işgali için
umduğu desteği bulamamıştı. Hemen Köşk'e çıktı. Cumhurbaşkanı Sezer, tüm
dünyaya söylediğini bir de ABD'ye söyledi: "Uluslararası oydaşma ararım".

Ardından Başbakanlığa geçti.. Ecevit, "İşgale karşıyız" dedi. Sonra
akşam yemeğinde, protokolde olmamasına karşın, ısrarla Genelkurmay Başkanı
Kıvrıkoğlu ile görüştü. O da kesin bir dille tersledi...

Ayrıca Org. Kıvrıkoğlu, ABD işgali öncesinde Kuzey Irak'a girerek
bazı bölgelerde mevzilenme planı yapmıştı. Cheney ertesi sabah yapacağı
basın toplantısını iptal etti. Palas pandıras ABD'ye döndü.

4 Mayıs 2002

Başbakan Ecevit, "bağırsak rahatsızlığı" nedeniyle hastaneye
kaldırıldı... Aylarca hastanede kaldı...

Rahşan Ecevit onu adeta hastaneden kaçırmasa Başbakan ölüyordu.

2001 yılında "ekonomiyi kurtarmaya" ABD'den gelen Kemal Derviş,
basının karşısına çıkıp "siyasal belirsizlik"ten bahsetti.

Sonra...

Devlet Bahçeli, "3 Kasım'da erken seçim" dedi.

4 ay sonra...

Türkiye sandığa gitti. Ve, AKP tek başına iktidara geldi.

ABD, Irak'ın işgaline karşı çıkan bir askeri - siyasi heyeti birkaç
ayda tasfiye etmişti. Hem Ecevit, hem de ABD işgaline karşı planlar yapan
Org. Kıvrıkoğlu tasfiye edilmiş, yerlerine ABD saldırısını destekleyen AKP
hükümeti ve Org. Özkök gelmişti.

AKP'nin işbaşına gelmesiyle birlikte Ergenekon saldırısı da başlamış
oldu. Amerika'ya karşı olan tüm güçler ve Türk ordusu, Ergenekon tezgahı ile
saf dışı bırakılacaklardı.

Fehmi Koru, Yeni Şafak'ta "Ergenekon'un düğmesine Tayyip Bey ile
Bush'un Oval Ofis'teki görüşmesinde basıldı" diye yazdı...

ABD'nin ana hedefi

ABD'nin ana hedefi: Öncelikle Kuzey Irak'ta kurulmuş olan Barzani
Devleti'ni Türkiye'nin tanıması ve fiilen himayesi altına almasıdır. Çünkü
ABD Irak'tan çekildikten sonra, Irak Arapları ve İran, Barzani Devleti'ne
karşı harekete geçebilirler..

Böylece ABD hem Barzani Devletini emniyete almış olacak, hem de Irak
ve İran ile karşı karşıya gelmiş olan Türkiye, ABD'ye daha fazla mahkum hale
gelmiş olacaktır.

Neden Barzani Devleti ABD için bu kadar önemlidir?

Çünkü, Büyük Ortadoğu Projesi'nin ana hedefi olan Büyük Kürdistan'ın
başlangıç noktası Kuzey Irak'taki Barzani Devletidir. Irak saldırısının esas
amacı da zaten Barzani Devletinin kurulması idi.

Barzani Devletinin emniyete alınmasıyla birlikte eş zamanlı olarak
Türkiye'de "Kürt Açılımı"nın tamamlanması gerekmektedir. Bu sayede Güneydoğu
Anadolu'da özerk bir yapı oluşturulacak ve zaman içinde bu özerk yapı
Barzani Devleti ile şu veya bu biçimde bütünleştirilecektir.

Bundan sonra, İran ve Suriye'den de parçalar koparılarak Büyük
Kürdistan'ın oluşturulması daha kolay hale gelecektir.

Büyük Kürdistan, İkinci İsrail olacaktır. Yani Orta Doğu, Kafkaslar
ve Orta Asya'yı, burada kuracağı üsler vasıtasıyla kontrol edecek, Büyük
Ortadoğu Planı'nın amacını, yani 24 Müslüman ülkenin rejimlerini ve
sınırlarını değiştirmeyi daha kolay gerçekleştirebilecektir.

Kilit nokta ÖKK ve Türk Ordusu

Ama bütün bunları yapmak için, Türk Ordusu'nun vatanı savunma
iradesinin kırılması gerekiyordu.

Ergenekon tezgahları ile aynen Endonezya'da yapıldığı gibi önce Türk
ordusunun saygınlığı yok edilecek.

Türk ordusu, Amerikancı AKP hükümetinin Barzani Devleti'ni tanıma ve
himaye altına alma yolunda attığı adımlara ses çıkaramayacak.

"Ordu siyasete karışmamalı", "Ne yani, yine darbe mi yapmak
istiyorsunuz" suçlamaları ile susturulacak.

Özel Kuvvetler, Güneydoğu'da kışkırtılacak olan bir ayaklanmaya
müdahale edemeyecek.
İşte, son "Arınç suikasti" tertibini de bu açıdan ele alabiliriz.

Sonuç

Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda yapılan aramalar aynı zamanda,
Genelkurmay Başkanı'nın yanına Kuvvet Komutanlarını da alarak Trabzon'da
Oruç Reis Fırkateyni'nde yaptığı açıklamalara cevaptır.

Amerika, TSK'nın Başbuğ'un ağzından yapmak istediği kendini savunma
girişimine yeni bir atak ile karşılık vermiştir.

Bugünkü durum, Türk Ordusunun yıllar yılı NATO kontrolüne terk
edilmesinin bir sonucudur.

ABD, NATO anlaşmalarına ve yapılanmasına dayanarak içimizdeki
operasyonu yürütebilmektedir.

Türk Ordusu'nun NATO içinde kalarak milli niteliğini muhafaza
edemeyeceği ve kendisini koruyamayacağı artık son gelişmelerle bir kez daha
kanıtlanmıştır.

Genelkurmay Başkanlığı, Türk Ordusu'na yönelik asimetrik psikolojik
saldırıyı yapanların kim olduğunu açıklayarak milletimizi
bilgilendirmelidir.

Sizce de bilgilendirmeli midir? Yoksa hepimiz herşeyi biliyor muyuz
? Suat Narin'in bu yazdıklarını çok daha önceden bildiğimizi sandığımız
gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder