Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) kısa tarihi
İlk kurulduğu zaman adı "Seferberlik Tetkik Kurulu" idi. (STK)
Türkiye'nin 1951'de NATO'ya girmesinin bir sonucu olarak 1952 yılında
ordu bünyesinde kuruldu. NATO'ya giren tüm ülkelerde benzer örgütler
kurulmuştu.
Bu örgütler sayesinde ABD, üye ülkeleri NATO aracılığıyla denetim
altında tutacaktı.
Giderlerini ABD'nin karşıladığı bu örgütler, NATO'nun gizli örgütü
olan Süper-NATO'nun (yani Gladyo'nun) denetimi altında idiler.
Türkiye'deki örgütün çekirdek kadrosunu Kore'den dönen ve Gayri Nizami
Harp stratejisini öğrenmiş olan subaylar oluşturdu.
Kurulun gizli görevi, Türkiye'de Amerika karşıtı bir rejim
değişikliğini engellemekti. Aynen diğer NATO ülkelerinde olduğu gibi.
Ama STK'nın görünürdeki amacının "Sovyet istilasına uğrayan bölgelerde
direnişi örgütlemek" olduğu söyleniyordu..
Plana göre, yurt çapında çeşitli yerlere silah gömülecek, istila
anında önceden belirlenmiş kişiler bu silahları çıkararak direniş
başlatacaklardı.
Bunun için, topluma sürekli "Sovyet tehdidi" propagandası yapılıyordu.
CIA ve Adnan Menderes hükümeti arasında imzalanan 1959 tarihli bir
anlaşmada, "Gizli Ordu"nun "rejime karşı iç ayaklanma durumunda"
harekete geçirileceği belirtiliyordu.
Seferberlik Tetkik Kurulu'nun ismi 1965 yılında Özel Harp Dairesi oldu. (ÖHD)
Daire, ABD'nin kontrolünde uzun yıllar Kontrgerilla (Gladyo) olarak
hizmet verdi.
Daire'nin resmi varlığı, 1974 yılında Genelkurmay Başkanı Semih
Sancar'ın Başbakan Ecevit'ten "acil bir ihtiyaç için" para istemesiyle
ortaya çıktı.
Ancak yapının varlığı 12 Mart'ta işkence gören solcularca zaten öğrenilmişti!
Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla varlığını 12 Eylül öncesi ve
sonrasında da tüm ağırlığıyla sürdürdü.
Bu süre içinde faili meçhul cinayetler, 1 Mayıs 1977, Maraş, Çorum
türünden provokasyon ve katliamlar, Kültür Sarayı sabotajı, Sirkeci,
Yeşilköy bombalamaları, Ecevit’e suikast girişimi, devrimcileri
işkenceli sorgulamalardan geçirmeler; yurtsever aydınların
suikastlerle öldürülmeleri hep bu örgüt tarafından gerçekleştirildi.
Çünkü TSK, böyle yapmakla Sovyetlere karşı Türkiye'nin bağımsızlığını
savunduğuna ve ABD'nin stratejik müttefikimiz olduğuna inandırılmıştı.
NATO eğitimlerinden geçen Türk subaylarının beyni yıkanmıştı. Onlar
ABD'nin her dediğinin çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda
şartlandırılmışlardı.
Ancak 1980'lerin sonuna doğru TSK içinde, ABD'nin stratejik hedefleri
konusunda fikir değişiklikleri oluşmaya başladı.
1986 yılında ABD, şimdilerde uygulatmaya çalıştığı "Türkiye
himayesinden Kürdistan Planı"nı Evren ve Özal'ın oluruyla Türk
Ordusu'na da dayatmıştı.
Plan, Genelkurmay Başkanı Org. Nejdet Üruğ'un sert direnciyle
karşılaştı ve engellendi.
Daha sonra, ABD emrinde Kuzey Irak'a girme planına karşı çıkan Org.
Torumtay istifa etti, plan suya düştü.
Komutanlar, Amerika'nın Türkiye'yi bölmeyi amaçlayan planlar yaptığını
ve bu planları Türk ordusu eliyle uygulamaya koymak istediğini
anladılar.
İşte bu süreçte, 1990 yılında Org. Doğan Güreş döneminde Özel Harp
Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na (ÖKK) dönüştürüldü, 1992'de de
personeli yeniden yapılandırıldı.
Bu sadece bir isim değişikliği değil, ABD ilişkilerinin sorgulandığı
sürecin de somut bir sonucuydu.
Öyle ki; Özel Kuvvetler Komutanlığı ile Daire ABD ve Gladyo'nun
sultasından çıkarıldı!
ABD görevlileri Org. Karadayı döneminde ÖKK binasından çıkarıldılar.
NATO ve ABD ilişkileriyle, ABD parasıyla, ABD eğitimiyle milletine
karşı oluşturulmuş olan bir yapı, artık Milli Kuvvet haline
dönüştürülmüştü.
Bundan dolayı ÖKK, ABD'nin hedefi haline geldi!
Özel Kuvvetler Komutanlığı, Türk Ordusu'nun Kuzey Irak cephesindeki
gücü olarak ABD ile karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı
uyanışın Ordu'daki öncüsü oldu.
1994 yılı Ağustos ayında Org. İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay
Başkanı oldu. 1995 Mart'ında da Türk Ordusu, Kuzey Irak'a girdi. Türk
birlikleri, Çelik Harekâtı'yla ABD'nin egemenlik alanına müdahale
etmişti. Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı.
İşte ip burada koptu.
Türk Ordusu üzerindeki denetimi elinden kaçırdığını anlayan ABD ateş
püskürmeye başladı.
Amerikan ordu dergilerinde "Türk Generalleri hizadan çıktı" cinsinden
haber yorumlar yayımlandı.
ABD, Muavenet gemimizi topa tuttu, askerlerimizi şehit etti.
Temmuz 2003'de Kuzey Irak'ta Süleymaniye'de Özel Kuvvetler
birliğimizin başına "Kürt liderlere suikast yapacaklardı" bahanesi ile
çuval geçirdi.
ABD ordusu Nevada Çölü'nde "Binyılın Meydan Okuması" adı altında
Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı.
Bu tatbikat, ABD tarihinde o güne kadar görülen en kapsamlı ve en uzun
süren tatbikat idi.
ABD'nin PKK'ya yardımını belgeleyen Org. Eşref Bitlis, uçağı
düşürülerek şehit edildi.
Malatya'da ÖKK birliğini taşıyan uçağımız düşürüldü.
Daha sonra, Amerikan ordu dergisinde Türkiye'nin güneydoğusunu da
içine alan Büyük Kürdistan haritası yayımlandı.
Belki anlamayanlar vardır diye İtalya'daki NATO toplantısında ABD'li
subaylar bu haritayı ekrana yansıttı.
Türk subayları toplantıyı terk etti.
Böylece ABD, Türk Ordusu'na karşı savaşı fiilen başlattığını alenen
açıklamış oluyordu.
Bundan başka, Milli Güvenlik Kurulu, iç tehdit kavramını değiştirdi.
Eskiden solculuk ve komünizm "iç tehdit" olarak görülüyordu.
Şimdi ise "ırkçı milliyetçilik, bölücülük ve irtica" iç tehdit
kapsamına alınmıştı.
Yani MGK, Amerika'nın maşası olan akımları iç tehdit kapsamına almıştı.
Bu durumda, ABD'nin Türk ordusuna karşı savaş ilan etmekten başka bir
çaresi kalmamıştı.
ÖKK, Gölbaşı'nda kendi yeri ve binası için çalışmaya başladığında da,
yolsuzluk iddialarıyla saldırıya uğradı.
Yapısı sivilleşen, içi boşaltılan, etkisi kısıtlanan Milli Güvenlik
Kurulu'nun Toplumsal İlişkiler Başkanlığı'nı ÖKK bünyesine dahil etmek
ve ÖKK'nın 2006 yılında tümen seviyesinden kolordu seviyesine
çıkarılması da ABD'nin kızgınlığını arttırdı.
ÖKK'ya yönelik giderek artan ve karargâhının basılması noktasına kadar
varan saldırının en önemli nedenlerinden biri de Org. Büyükanıt'ın
Genelkurmay Başkanlığı döneminde yapılan bir değişiklikti.
Gayrı Nizami Harp tanımını değiştiren ÖKK, tanıma şu ifadeyi ekledi:
"Düşmanın fiziki, ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgallerine maruz
kalmış bir bölgede işgali ortaya çıkarmak, engellemek ve karşı
tedbirleri uygulamak"
Bu ifade yalnızca 50 yıldır NATO aracılığıyla ve Özel Harp Dairesi
üzerinden denetlenen TSK'nın yaptığı bir tanım değişikliği değil aynı
zamanda yeni sürece ilişkin tehdidin kaynağına yönelik bir durum
saptamasıydı!
ABD, bölge politikalarını TSK'yı "ikna etmeden" hayata
geçiremeyeceğinin farkında. TSK'yı sindirmenin en kritik mevzilerinden
biri de Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bayrak dikmek!
18 Şubat 2011 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder