Değerli arkadaşlar,
Güzel ülkemizde ve dünyamızda; küresel
sermaye ve AB-D emperyalizminin ekonomik çıkarı yüzünden sağlıklı ve mutlu
yaşamımız giderek tehlikeye düşmektedir. Bizden
sonraki nesillere de daha riskli ve kirli bir dünya bırakacağız.
Pek çok gelişmiş ülkede, yaşanan çevre
felaketlerine karşı hem siyasal hem de sivil toplumsal örgütleri ile gereken
tepkilerini çok güzel ortaya koymaktadır. Ne yazık ki
güzel ülkemizde siyasi yaşam kısırlaştı ve sadece dinsel siyasete veya etnik
kimliğe dayalı hale geldi. Çağdaş demokrasilerde olduğu gibi ülkemizde
yaşanan çevre kirliliğine karşı duyarlı bir siyaset ve siyasi güç söz konusu
değil.
The New York
Times de yayınlanan makaleye göre çevremizdeki ülkeler, kullandıkları nükleer
teknolojiyi olası kazalara karşı korumak için aldıkları güvenlik önlemleri
konusunda sınıfta kaldılar. Örneğin, Ermenistanda kullanılan ve çok eski
teknolojiye sahip 40 yaşındaki Metsamor Nükleer santralı, ülkemiz için çok
büyük radyasyon riski taşımaktadır. Buna karşı bir tepki ve eylem ortaya
konulamıyor.
Ayrıca güzel ülkemizde,
- Sanayi ve evsel atıkların arıtılmadan yıllarca Ergene nehrine boşaltılması, havzadaki canlı hayatı bitirdi (21.01.2012-Cumhuriyet). Acil olarak nehrin suyunu kullanan ve kirleten sanayi tesislerine ağır yaptırımlar getirilmeli.
- Kaz dağları eteklerinde kurulacak altın madeni bölgeyi kurutacak (16.1.2012-Cumhuriyet). Çünkü madene sağlanacak su için kurulacak baraj bölge insanını susuz bırakacak, kuralığa yol açacak.
- Marmara Denizi artık bir foseptik çukuru oldu (28.12.2011-Milliyet). Marmara denizin çok büyük bölümünün artık deniz özelliklerine sahip olmadığı, canlı yaşamın 5 m lik yüzeyde bulunduğu, palamut ve istavritin de tükenmekte olduğu belirlendi.
- Pamuk stratejik ürün sayılmalı (19.01.2012-Cumhuriyet). Çok yakın döneme kadar yıllık 900 bin ton pamuk üretilirken, geçen sezon rakamın 450 bin tona gerilediği ve 750 bin ton pamuğunda ithal edildiği bildiriliyor.
- 12 TIR dolusu kaçak ceviz içi ele geçirildi (20.01.2012-Cumhuriyet). Ağrı-Gürbulak sınır kapısında metal ve ahşap eşya taşıyan 12 TIR da yapılan aramada 343,2 ton kaçak ceviz içi ele geçirildi. Güzel ülkemizde kilosu 45 liraya satılan ceviz içi için gereken ağacı dikip, gelirinden yararlanmayı düşünemeyenlere duyurulur.
- Yumurtayı bile ithal eder hale geldik (17.10.2011-Sözcü). Geçen yılın ilk 8 ayında süt ve sür ürünleri ile yumurta ithalatı için 62,2 milyon $ ödedik.
- Kaçak ürünle besleniyoruz. İstanbulda tüketilen etin %40’ı, Türkiye genelinde tüketilen etin de %30’u kaçak (04.07.2011-Cumhuriyet). TZD başkanı Yetkin, konserve, alam, sosis gibi hazır et ürünleri ile mayonezi ketçap, hazır çorba, biber tozu, pirinç, bakliyat gibi ürünlerin kaçakçılığında artış olduğunu, bu ürünlerin kaçakçılık maliyetinin de 1 milyar $ olarak tahmin edildiğini söyledi
- Yeniden HES nöbetleri başladı (06.01.2012-Cumhuriyet). Çeşitli bölgelerde yapılması planlanan yaklaşık 1800 HES için kaygı duyan halkımızın aydınlatılması neden yapılmıyor? Ve yapım sırasında çevre korunmasının sağlanacağı konusunda neden güvence verilmiyor?
- Türkiyede yıllık 500 bin ton elektronik atık meydana geliyor ve bunun sadece %1 geri dönüştürülüyor (08.08.2011-Cumhuriyet). Gelişmiş ülkelerin çoğunda elektronik atıkları üreticiler, belediyeler ve firmalar koordineli geri dönüştürürken, ülkemizde ise üreticiler geri dönüşümden kaçınıyorlar.
- Ulla kirletmeye devam ediyor (18.11.2011-Cumhuriyet). 2004’te İskenderun körfezinde 2.200 ton zehirli atıkla 42 m derine batan İspanyol M/V Ulla gemisinden 7 yıllık süreçte atığın %30 çıkarılabildi.
- İklim korumada sınıfta kaldık: Türkiye sondan dördüncü oldu (07.12.2011-Milliyet). Durbanda yayınlanan 2 yeni rapor, Türkiyenin iklim değişikliği konusunda acilen önlem alması gerektiğini ortaya koydu. Dünyadan 200 iklim uzmanının hazırladığı rapora göre 2100 de nüfusumuzun yarısı su sıkıntısı çekecekmiş.
Değerli arkadaşlar,
Umarım, yukarıda sıralamaya çalıştığım
çevre felaketlerine karşı sizlerin, STK’ların, tüm yöneticilerimizin ve
danışmanlarının dikkatini çekebilirim, gereken önlemleri de zamanında ve hep
birlikte alırız.
Özellikle çevre kirliliği için alınması
gereken önlemler ne kadar gecikirse, olası çözümlerinde o kadar zorlaştığı
sonucunu, bilgilerinize sunmak isterim. Aksi halde
dünyamızı ve onun en güzel ülkesinin doğal yaşam olanaklarını göz göre göre
kaybedeceğiz.
Sevgi ve saygılarımla (08.02.2012)
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder