9 Eylül 2013 Pazartesi

Mustafa Kemalden Ismet Paşaya mektup - Cumhuriyetin ilk yılları tablosu



Atatürk'ten İsmet Paşa'ya

"SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyet'in ilk  başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi  şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir  bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi
olarak elbette biliyorsun. Büyük  devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını  Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı  olan genel durumu özetleyeceğim.

Bize geri, borçlu, hastalıklı bir  vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü
devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir  kara yollarımız yok denecek kadar az.

4.000 km. kadar demir yolu var. Bir  metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine,  batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart.

Denizciliğimiz acınacak durumda.

Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir  çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğudaki aşiret, bey, ağa,  şeyh düzeni Cumhuriyet'le de insanlıkla da bağdaşmaz.

Bu durumu düzeltmeli, halkı  kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama  ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası  hayvancılığımızı öldürüyor.

Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek  az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın  halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60'ı  geçiyor. Nüfusun % 80'i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi
ürünlerini dışarıdan alıyoruz.  Kiremiti bile ithal ediyoruz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde  var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408.

Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız  gerekiyor. Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. İktisadi  hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız da çok az. Zorunlu  okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyet'in insan malzemesini  hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri  kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor.
Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı  bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel  durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan  kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü  gelince konuşuruz. Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için  iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı.

Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark  ettiği zaman çok geç kalmıştı.

Cumhuriyet'e uygun bir anayasaya gerek  var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek  var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle  yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın  düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak  zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha  hızlı yürümek zorundayız.

Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp  bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim  kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu  seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder